ZERDÜŞTİLİK / Gülbahar AKÇA

Zerdüşt Kimdir?                                                                                                               Zerdüşt (Spitama), İran’lı bir peygamberdir. Kendisinden önce gelen dinin, insanlar tarafından yanlış yorumlanıp yanlış yaşandığını dile getirmiş, dünyadaki en eski monoteist din* olan Zerdüşt dinini kurucusudur. Aynı zamanda rahip, savaşçı ve deve sürüleri olan bir çiftçidir. İsminin kelime kökeniyle ilgili farklı söylemler olsa da; Zerdüşt kelimesinin Yunanca karşılığı Zarathushtra’dır, Zerdüştiliğin kutsal kitabı olan Avestan’nın Gatalar bölümünde ise Zoroaster diye geçer. Kimi araştırmacılara göre,  zaratha (altın) ve uştra (ışık)’dan türetilerek oluşan ad, dünyaya ışık getirenlerin en büyüğü yani “Altın Işığın Adamı” anlamındadır. Halk dilinde ise Zerdüşt, yaşayan yıldız olarak nitelendirilir.

Zerdüşt’ten Önce İran Dünyası                                                                                        Kadimİran dünyasının (rivayete göre Arilerin yaşadığı İran’ın doğusu) tümü, Zerdüşt gelene kadar kargaşa içindeydi. Kötülük her tarafta hüküm sürerken, insanlar gerçeklik algısını yitirmiş, zayıflar eziliyor, bencillik almış başını gidiyordu. Hayvancılıkla geçinen, dağınık yaşayan ve göçebe olan halk, çok sayıda tanrılara tapıyor; nehirlere, dağlara ve göllere sürekli kurbanlar adıyorlardı. Bütün bu kargaşaya düzen getirecek, unutulan doğruluğu yeniden öğretecek bir kurtarıcı hevesle bekleniyordu. O kurtarıcınıngökteki ön- varoluşu üzerine bir mucize şöyle anlatılır; O “tarihin ortasında” ve “dünyanın merkezi”nde doğar. Ana rahmine düşmeden önce, annesi büyük bir nurla çevrelenir, üç gece boyunca, evinin etrafı alevler içinde gibi ışıldamaktadır. Gökyüzünde yaratılan bedenin özü yağmurla yere düşer ve bitkilerin boy atmasını sağlar. Peygamber’in akrabaları arasında yer alan, hiç doğmamış iki genç inek1 bu bitkilerden yer. Öz, onların sütüne geçer ve “haoma” ile karıştırılan bu sütü Zerdüşt’ün annesiyle babası içer. Onlar ilk defa birleşirler. Kadın Zerdüşt’e hamile kalır. Ahriman ve devler (karanlık güçler) O’nu doğmadan önce  öldürmek için boşuna uğraşırlar. O, dünyaya gelmeden önce köy öylesine bir ışıkla aydınlanır ki, yangın çıktı sanan Spitamalar (Zerdüşt’ün ailesi) köyü terk ederler. Geri döndüklerinde nur içinde parıldayarak gülümseyen bir bebek bulurlar.                                                                                                                                

Zerdüşt’ün Peygamber Oluşu                                                                                        Zerdüşt, küçüklüğünden itibaren diğer çocuklardan farklı olarak sürekli bir arayış içerisindeydi. Rahip olduğu düşünülen babası tarafından iyi yetiştirilen Zerdüşt, onbeş yaşından itibaren  yetişkin görevleri üstlendi. Onun doğduğu zamanlar bölgede şiddet kol gezdiği  için doğruluk kavramını ve iyi ile kötü çatışmasını sorgulayarak büyüdü. Nitekim yirmi yaşına geldiğinde onda önemli değişiklikler görülmeye başlandı; sık sık dağlara ve ıssız yerlere giderek inziva hayatı sürmeye çalışıyordu. Otuz yaşında Nevruz Festivalinden dönerken ilahi bir mesaj aldığında nehir kıyısında dua ediyordu. Kendisine Vohu Menah (iyi düşünce) adını veren ve Zerdüşt’e tanrı Ahura Mazda tarafından bir mesajı iletmek için gönderildiğini söyleyen, parlak ışıltılı bir göksel varlık belirdi: insanların şu anda inandıkları din hatalıydı, onlardan kurban isteyen pek çok tanrı yoktu, ancak yalnızca tek bir tanrı vardı. O kendisine sunulan kurbanlarla değil ahlaki davranışla ilgilenen Ahura Mazda’ydı. Vohu Menah, Zerdüşt’e, bu haberi vaaz etmek ve insanları İlahi Olan ile ilişkilerini doğru bir şekilde

*Xanna Omerxali, Avsta zerdüştilerin Kutsal Metinleri, Avesta Yayınları, Doğu Rüzgarları Dizisi                          1 Boynuzlu hayvanlar(inek, boğa), horoz ve köpek kutsal sayılır.                                                                                                     anlamalarını sağlamak için Tek Gerçek Tanrı tarafından seçildiğini söyledi. Zerdüşt bu vahiyi kabul etti ve hemen görevine başladı. Tanrı’dan vahiy geldiğini kabul etmeyen önceki     rahipler Zerdüşr’ü ve dinini reddettiler. Hayatı tehdit edildi, ailesi bile onu terk etti ve evinden   kaçmak zorunda kaldı. On yıl boyunca kendisine sadece bir taraftar bulduğu söylenir. Avesta’da Zerdüşt bu zamanı bir ağıtla anlatır: Yasna 46.1’de Hangi memleket ve diyara yöneleyim? Saklanmak için nereye gideyim? Düşmanlarım beni ailem ve dostlarımdan ayırdılar. Yeryüzündeki yalancı hükümdar ve işbirlikçilerinden memnun değilim. Seni nasıl hoşnut edebilirim, ey Mazda Ahura?

Zerdüşt’ün Dinde ve Sosyal Hayattaki Reformları                                                                       Beklenen kurtarıcı geldiğinde,  çok tanrılı bir topluma tek bir tanrının varlığını anlatarak en büyük reformu yaptı.  Zerdüşt’ün peygamber olmasıyla bir eylem dini olan Zerdüştilik, toplum hayatına pek çok yeniliği de beraberinde getirdi. Çiftçiliği, tek eşle evlenerek aile kurmanın önemini överek, göçebelikten yerleşik hayata geçilmesini sağladı. Zerdüşt’e göre; gerçek dindarlık oruçla ibadetle değil, doğru düşünce ve doğru çalışmayla olur. Bunların en başında  tarımsal çalışmalar gelir. “Bacası tüten, içi tarım hayvanları ve besili çocuklardan oluşan bir çiftçi evini seyretmek kadar Ahura Mazda’yı sevindiren bir şey olmaz” der. Vendidad 3.31’de “Tahıl eken doğruluk eker” demektedir. Toprağı özenle ve gayretle ekenler, on bin kez dua edenlerden daha çok dinsel ödüle hak kazanırlar. Doğru söz söylemek dinin temel ilkelerindendir. Günde beş vakit kıldıkları namaz* esnasında yaptıkları dualardan doğruluğu öne çıkaran “Ashem Vohu” duasıdır. ”Doğruluk en iyi iyiliktir ve mutluluktur. Ne mutlu en iyinin rızası için dürüst olana.” Bu duadan da anlaşılacağı gibi her zaman doğruyu söylemenin, verilen sözleri tutmanın önemini, Yasna 53.5’de “Hepiniz birbirinizi doğrulukta geçmeye çalışın, çünkü o zaman bu ödülü kazanacaksınız” diyerek anlatmaktadır. Herkese, özellikle daha az şanslı olanlara  iyilik yapmak, başkalarına sevgi göstermek (bu sevgiye karşılık vermeseler bile), her şeyde, özellikle diyette  ölçülü olmak öteki dünyada sonuç verecektir. Merhamet ve temizlik gibi hayvanlara şefkat de içsel saflaşmada çok önemlidir. Bu sebeple Zerdüşt Gatalarda bahsi geçtiği üzere, kurban kesilmesini yasaklamıştır. Ateşi kutsal ilan edip,  insanların güneşe yönelerek dua etmelerini sağlamıştır. İlk zamanlar geniş bir meydana ateş yakılır ve eller havaya kaldırılarak dua edilirdi, daha sonra ibadetler “Ateşgede” denilen mabetlerde sürdürüldü. Ateş, Ahura Mazda’nın dünyadaki temsili olduğundan kutsal sayılır, onu üfleyerek söndürmek ise çok büyük günahtır. Çünkü ölümlü olan nefes saf ve temiz olan ateşi kirletmemelidir. Aynı sebepten, ölü bedenler yakılmamalı, hatta kesilmiş tırnak ve saç da ateşe atılmamalıdır.        

Zerdüşt Dininde Düalist Yaklaşım                                                                                                                                            Zerdüşt sayesinde kavramlar ilk kez zıtlarıyla ifade edilmeye başlanmıştır. Temelinde evrendeki tüm varlıkların zıtlığını anlatır. En başta iyiliğin, yaşamın ve doğruluğun tanrısı Ahura Mazda vardı,  aynı zamanda kötülüğün, ölümün ve yalanın yaratıcısı Ahriman da vardır. Akıl ve bilgelik tanrısı Ahura Mazda’nın ruhu Spenta Mainyu ve onun zıttı Ahriman’ın ruhu Angra Mainyu’dur. Doğruluğun simgesi Aşa yasası, yalanın simgesi Druj’dur. Ahura Mazda’nın melekleri ve ışık ruhları vardır,  Angra Mainyu’nun ise iblisleri ve karanlığın ruhları.  Bu ikisi dünyanın kontrolünü ele geçirmek için sürekli bir çatışma içindedir. Ahura Mazda’nın dünyaya bahşettiği her iyi hediye, Angra Mainyu’nun planlarıyla                                

* Mehmet Emin Sular, Avesta Zerdüştilerin Kutsal Metinleri, Ankara Okulu Yayınları, Sayfa 31                        

bozulacak ve yine de Ahura Mazda’nın  iyilik getiren bilgeliği galip gelecektir. Zerdüştilik düalist (ikicil) bir karakterde takdim edilse de Zerdüşt bunu kabul etmez. O, ahlakta iyi-kötü çatışmasını kabul etmesine rağmen Tanrısal düalizmi reddetmiştir.                                                                            Yasna 30.4’de “Ve şimdi, bu iki ruh bir araya geldiğinde, onlar başlattı yaşamı ve yaşam-olmayanı” der. Kötülüğün kaynağı Angra Mainyu ile iyiliğin kaynağı Spenta Mainyu, her ikisi de tek sonsuz kaynaktan çıkmıştır. Kaynak tek olduğuna göre düalist düşüncenin, Zerdüşt dinine tarihi gelişiminin sonraki evrelerinde  eklendiği söylenebilir. Blavatski ikiliğin tek kaynaktan geldiğini şöyle anlatır; ”Sınırsız Olan içinde sınırlı ve ölçülü bir zaman olduğundan Angra Mainyuyalnızca periyodik ve geçici bir kötülüktür. O, homojenlikten gelişmiş heterojenliktir. Kozmik planlardan farklılaşarak tezahür eden Ahura Mazda ve Angra Mainyu insanın ikili yapısının temsilcilerine dönüşür.”

Zerdüşt’ün Yaşadığı Dönem ve Tarihi Süreci                                                                 Elimizde kesin bilgiler olmadığı için,Zerdüşt’ün yaşadığı zaman konusunda var olan söylemler çok çeşitli ve çok farklı zaman aralıklarını kapsar. Örneğin bazı kaynaklar  MÖ 9600’lü yılları gösterirken, bazı kaynaklarsa  MÖ 600’lü yıllar olduğunu ileri sürmektedir . Fakat kutsal kitapları Avesta’nın Gatalar bölümünün Hinduizim’deki Veda’larla dil benzerliği göz önüne alınırsa, Zerdüşt’ün yaşadığı zaman aralığı  MÖ 1800-1700 yılları olarak tahmin edilmektedir. Zerdüşt’ün nerede doğduğu da tam olarak bilinmemekle birlikte, Kuzeybatı İran’da (Azerbeycan)  doğduğu ve sonra kuzeydoğuya  yerleşip dinini de orda yaydığı kaynaklarda geçer. MÖ 6. yüzyıldan MS 7. yy’a kadar Pers, Aşamendi, Sasani devletlerinin dini olan, dünyanın en eski tek tanrılı vahiy dinidir. Zerdüştilik her ne kadar İran’da erken süreçte ortaya çıkmış olsa bile özellikle İran, Orta Asya, Anadolu ve Irak’ta etkili olmuş, uzun süre farklı coğrafyalarda varlığını sürdürebilmiş günümüzde düalist olarak adlandırılan etno-dinsel bir inanç sistemidir. Zerdüştiliğin gelişimini dört dönemde özetleyebiliriz.

  1. Pers Dönemi( MÖ 6-4yy): Bu dönemde Zerdüştilik büyük bir yayılım göstermiştir. 6 yy’da Cyrus Pers Krallığını kurunca Zerdüştilik resmi devlet dini olmuştur.
  2. Aşamendiler Dönemi(MÖ 4-2 yy): Bu dönem Hint –İran Pagan külktürü ile karşılaşma dönemidir. Büyük İskender’in İran’ı fethetmesiyle Zerdüştilik yasaklanmış ve baskı görmüştür. Helenizmin etkisiyle İran tanrılarıyla Yunan tanrıları arasında özdeşlik kurulmuştur. Bu dönem putperest unsurlara ilaveten büyü ve başka ritüeller de Zerdüştiliğin ahlaki yapısını bozmuştur.
  3. Sasani Dönemi(MS  3-7 yy): Zerdüştiliğin etik boyutunun Zerdüşt tarafından, ritüel boyutunun Aşamendiler Dönemi’nde, doktrin boyutunun da Sasani Dönemi’ndeki dini liderler tarafından ortaya konulduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu dönemde en çok ilgilenilen konular “eskatoloji” (ölümden sonrası) ile “kötülük problemi”dir. “Ulusal Din” olma özelliğinden “Evrensel Din” olma özelliğine evrilmiştir. Dönemin içinde Zerdüştilikten iki küçük iki büyük hareket meydana gelmiştir. Bunlar  sırasıyla Mazdekizim, Zurvanizim ve Mitraizm, Maniheizm’dir. O dönem Mirtaizm ve Maniheizm Hristiyanliğın en önemli rakipleri olmuştur.
  4. Parsilik (MS  7-21 yy): İslamiyetin yayılmasıyla İran’da Sasani Dönemi sona ermiştir. Zamanla sosyal hayattaki kısıtlamar ve zulüm sebebiyle Zerdüştiler Çöllük yerlere göçtüler. 10. yy’da da çok sayıda Zerdüşti Hindistan’a göçtü. Günümüzde dinin doğduğu ülke olan İran’da daha az olmak üzere, en fazla Zerdüştinin yaşadığı diaspora ülke Hindistan’dır. İran’ın İslâm ordularınca fethedilmesinden sonra ülkeyi terk ederek Hindistan’a yerleşen bu topluluğa coğrafî kökenlerine ithafen Parsi denir.

Zerdüştiliğin Kutsal Kitabı Avesta                                                                                                                                            Her dinin olduğu gibiZerdüşt Dininin de kulsal bir kitabı vardır. Kutsal kitap Avesta’nın kelime anlamı “koruyan, yol gösteren” demektir. Avesta metinlerinin kesin olarak ne zaman derlendiği bilinmemektedir. Fakat Avesta’nın en eski metinleri olduğu bilinen Gataların MÖ 1800’lü yıllarda derlendiği belirtilir. Dil benzerliği sebebiyle Hinduizm’in Veda metinleriyle aynı dönemde oluşturulduğu tahmin edilmektedir.  Gataların Zerdüşt tarafından yazıldığını belirten kaynaklara rastlanmıştır. Avesta’nın diğer bölümleri de daha geç, farklı zamanlarda farklı kişilerce derlenmiştir. Avesta metinlerinde verilen bilgilere bakılırsa, bu metinlerin Tevrat ve Veda metinleri kadar eski olduğu kolaylıkla söylenebilir. Çünkü Avesta’da ne Med’lerin ne Ahameniş’lerin/Perslerin ismi geçer, bunun yerine daha primitif bir topluluk olan Arilerden bahsedilmektedir.

Ariler, uzun yıllar birlikte aynı ülkede yaşamış, aynı dili konuşmuş aynı dine bağlanmışlardır. Şimdi, Arilerin (Aryan halkı) anayurdunun neresi olduğu bilinmese de, İran rivayetlerine göre, karla buzun kaplayıp tahrip ettiği uzak bir kuzey ülkesidir. Daha sonraki dönemlerde birlikte güneye doğru göç etmiş, kuşaklar boyu dolaştıktan sonra, büyük Pamir platosu olarak bildiğimiz yüksek dağlık bölgeye varmışlardır. Bu bölgeden değişik yönlere dağılarak, uzun yıllar Afganistan ve Baktria’da etkinliklerini sürdürmüşlerdir.  

Avesta metinleri; Büyük İskender’in (MÖ 336-323) İran’a saldırdığında, iki nüsha olarak (her bir nüshası 12 bin öküz derisine) yazılmış olan Avesta’nın bir nüshasını yok etiği bir nüshasının ise Yunancaya çevrilmek üzere sakladığı rivayet edilmektedir. Avesta’nın yazılı metinleri olmaksızın, varlığını rahipler tarafından sözlü aktarım geleneğiyle kuşaktan kuşağa iletilerek sürdürmüştür.  Ezberlenen metinlerin bir araya getirilmesi çok uzun yıllar almıştır.  Part hükümdarı Parth Valkhaş(51-78) ile başlayan süreç, Sasaniler döneminde Şahpur(309-379) tarafından  tamamlanmıştır. Fakat İslamiyet’in İran’ı etkisi altına aldığı sırada Avesta metinleri Hindistan’a gönderilerek kurtarılmaya çalışılmışsa da  bir kez daha tamamıyla yok olmuştur. Avesta MÖ 2000’li yıllara dayanan geçmişiyle, Orta Asya ve çevre bölgelerin coğrafyalarında yaşayan halkları çok yakından ilgilendiren başta tarih, kültür, medeniyet, din, siyasi ve sosyal konular, inançlar ve gelenekler, mitolojiler, kahramanlık anlatıları olmak üzere birçok alanda çok önemli ve başka kaynaklarda bulunamayacak bilgilere yer vermektedir. Avesta metinleri altı bölümden oluşur.

  1. Yasna: Avesta’nın en eski bölümü Gataları da içinde barındıran bölümdür.Yasna kelime anlamı olarak tapınma, kurban etme anlamına gelir. Genellikle dini törenler sırasında okunur ve 72 bölümden oluşur.
  2. Gatalar: Ahura Mazda, yaradılış, doğru şekilde yaşayarak mutlu olmak, Aşa kanunu (tanrının sonsuz doğruluk yasası) ve dünyanın yenilenmesi gibi konularda bilgi verir. Gatalar Zerdüşt’e gönderilen vahiyler olarak kabul edilir. Yesna içinde  17 bölüm olarak vardır. Gataların manzum olması onların kolay ezberlenerek günümüze ulaşmasını sağlamıştır. Gramer, dil ve içerik olarak Avesta’nın diğer metinlerinden farklıdır ve alegorik yapısından dolayı da anlaşılması daha zordur.
  3. Yeştler: Avastai bir kelime olan yeşt,  ibadet ve fidye anlamlarını ifade eder. Konu olarak yaratıcıya, meleklere ve izedlere olan ibadet konularını içerir.21 bölümden oluşur.
  4. Visperad: Sözlük anlamı, liderler, rehberler olarak geçer. Bu bölüm törenlerin ve ayinlerin nasıl yapılması gerektiğini anlatır. Yasnaya dahil bir bölümdür.
  5. Khorda Avesta: Namaz, günlük, aylık dua, yıllık bayramlar, sudrepuşti, kudre bağlama, düğün ve yasla ilgili törenlerde okunan metinleri içeren bir bölümdür. Küçük Avesta olarak da nitelendirilir. Yaşayan dinin el kitabı gibidir.
  6. Vendidad: Daevaların (devlerin) zıttı olan kanun anlamınına gelir. 22 bölümden oluşur. Yeryüzü ve ülkenin yaradılışı, Cemşid’in hikayesi ve yeryüzünde güzel olan olmayan durumlarla dini hukuk anlatılır.

Üç İlke; Humata (iyi düşünce), Hukhta (iyi söz), Huvashta (iyi eylem)                       Zerdüştiliğinbir eylemdini olduğu, kişinin eylemlerinin önemi Avesta’da sık sık belirtilir.  Sadece eylem değil, iyi düşünce ve iyi söz de insanın sorumlulukları arasındadır. Bir işin  gerçekleşmesinde, düşünce birinci sırayı alır fakat Aşa’nın(tanrının sonsuz doğruluk yasası) yolunu yürürken iyi eylemler yine de ana niteliği oluşturur. “Aşa’nın yandaşlarının” yanında savaşçılar olmak için, Tanrı insanlara güç ve yetenek vermiştir. Bu gücü nasıl kullanacağı kişiye kalmıştır. Tüm varlıklar Tanrı’ya doğru eğilimlidir. Kişi Ahura Mazda’nın yolunu seçtiyse, bu seçimi iyi düşünceler, iyi sözler, iyi eylem olan Aşa yasası  aracılığıyla hayata geçirir. Bu,  Zerdüşt’ün öğretisinin tümüne anlamını veren yasadır. Yasna 72.11’de “Bir tek yol vardır, Aşa’nın Yolu, bütün öteki yollar yanlış yollardır” der. Zerdüşt için dünya ve üzerindeki yaşam, yürümek için sürekli bir çaba anlamına gelmektedir. İnsan acı çekerek dersini öğrenebilir; doğru yolda yürümek bilginin ışığını, yanlış yol ise acıyı getirir. “Herkes ektiğini biçer” bu bütün büyük hocalar tarafından tanınmış bir ilkedir. Yasna 30.11’de “Mazda’nın mutluluk ve acı taktir ettiği yasasında, druj  yandaşlarına uzun acılar ve doğruya mutluluk” anlatılır.

Bir Yaradılış Miti “Sonsuz Boşluk”

Sonsuz boşluktan geçilip “zaman” kavramına erişildiğinde birbirinden boş aralıklarla ayrılmış, geniş aydınlık ve karanlık alanlar görülür. Aydınlığın ruhu ve doğruluğun kaynağı Ahura Mazda, karanlığın sahteliğin ve kötülüğün kaynağı Ahriman’dır. Uzun yıllar Ahura Mazda ve Ahriman birbirinden habersiz ayrı yaşamışlar, ama Ahriman, Ahura Mazda’nın varlığını öğrenince öfkeyle harekete geçmiştir. Ahura Mazda bu savaşın binlerce yıl süreceğini önceden biliyordu; çünkü O, nasıl iyinin kusursuz biçimiyse, Ahriman da kötünün en gelişmiş biçimiydi; birindeki olumluluk diğerindeki olumsuzlukla dengeleniyordu. Ahura Mazda önce düşünüp öyle eyleme geçiyor, Ahriman’sa önce eyleme geçip, sonra düşünüyordu. Ahura Mazda ne yaparsa yapsın, Ahriman onun tersini yapmaktaydı. Bu korkunç savaş hali üç bin yıl sürdü. Ahura Mazda bu arada kendisine yardım etmeleri için yaşayan varlıkların koruyucusu Brahma’yı, suların ruhu Amerdad’ı ve öbür ruhları yarattı. Ahriman da boş durmuyor bunlara karşı birer ruh yaratıyordu. Uzun yıllar süren savaşlardan sonra 9000 yıllık bir barış yapıldı. Hemen ardından Ahriman barış önerisini kabul ettiği için pişmanlığa kapılıp kendisini 3000 yıl süreyle karanlık, sessizlik ve hareketsizlik içinde yaşayacağı cehenneme kapattı.  Bu sırada Ahura Mazda ruhların da yardımıyla cenneti, suları, gezegenleriyle birlikte evreni, ağaçları, hayvanları ve en sonunda insanları yarattı. Cenneti, aydınlık ülkesini korumakla görevli 486 000 yıldızla doldurdu; yeryüzü, kendisinin ve Ahriman’ın egemen oldukları bölgeler arasında, cennetin alt bölümünde kurulmuş, üstünde iki insan yaratılmıştı. Tam bu sırada hareketsizlik durumundan çıkan, nelerin yapıldığını gören Ahriman, korkuya ve öfkeye kapıldı. Uyuduğu sırada Ahura Mazda’nın yumurtasının çatlamış olduğunu, hareketsiz kalırsa kendisinin yok olacağını anlayıp, Ahura Mazda’nın yıldızlarına karşı düşman yıldızlar yarattı ve yumurtayı parçalayarak yeryüzüne çıktı. Yeryüzündeki iki insan Urstier ve Gayomard onun karşısında yenilgiye uğrayınca, Ahura Mazda bir çift insan daha Maşva ve Maşvana’yı yarattı. Onların da Ahriman tarafından ortadan kaldırılmasıyla birlikte, hastalık, açlık, ölüm gibi yaşamın kötülükleri ortaya çıktı ve ondan sonra savaşımın merkezi yeryüzü oldu. Gökyüzünde olan ne ise dünyada olan da odur; yukarıda olan ne ise aşağıda olan da odur. Zerdüşt öğretisine göre, dünya on iki bin yıl sürecektir. Bunun ilk çeyreğinde yaratılma, ikincisinde Ahrimanın uykusu üçüncü çeyreğinde Zerdüşt’ün dünyaya gelmesidir. Ahriman bunu önceden bildiğinden, doğmasını önlemek için her yolu denemişse de Zerdüşt doğmuş ve ilerde insanlara getireceği büyük sevincin bir belirtisi olarak, dünyaya geldiğinde gülümseyen ilk bebek olmuştur. Ahriman birçok kez Zerdüştü yok etmeye çalışmış ama çabaları sonuçsuz kalmıştır. Çünkü bu aşamada, Zerdüşt insanoğlunun geleceğe dair taşıdığı umuda, özgürlük düşlerine çağrışım yaparak, geleceği tasavvur eder. 

Zerdüştilikte Önemli Ritüeller                                                                                              Pek çok toplum ve dinde olduğu gibi Zerdüştilikte de  insan yaşamının en önemli olayları, dine giriş, evlilik ve ölümdür. Bu törenler bazı ritüeller eşliğinde yapılır. Dine giriş töreni (Navjote), çocuğun Zerdüştlük katına kabul edilmesi anlamına gelir. Gömlek ve kemer giyerek çocuk “yeniden doğmuş” olur. Evlenme ve bir aile kurmak soyun ve dinin sürmesini sağlamak her Zerdüşti’nin boynunun borcu sayılır. Ölüm töreni, dinin en önemli ve en etkileyici ritüellerini içerir. Nefes bedeni terk eder etmez gövde kirli sayılır, çünkü çürümeye yani kirlenmeye başlar. Yaşama en az zarar verecek şekilde yok edilmelidir. Gövde yakılamaz, gömülemez ve suya bırakılamaz, çünkü toprak, su ve hava ateş gibi kutsal unsurlardır kirletilemez. Bu sebeple  törenlerle “sessizlik kuleleri” (dakhma) diye bilinen yapılara bırakılır. Ruh bedenden ayrıldıktan sonra dördüncü gün, iyinin kötüden ayrıldığı, Çnivad Köprüsünden (Sırat Köprüsü) geçer ve öteki tarafta Sroş’un gözetiminde, o yüce yargıçlar, Mitra ve Raşau tarafından yargılanır. Yargıçlar, dünyadaki yaşamında bütün yaptıkları için gerekli ödülü verir, ruh ya cennete ya da cehenneme gider. Ama sonsuza kadar cehennemde kalmaz yaptıklarından gerekli dersi çıkardıktan sonra cennetteki yerini alır. Bedenden ayrılan ruhun arkasından onun Fravaşi’si için dualar okunur.

Melekler Panteonundan Fravaşi                                                                                       Zerdüştilikte esas olan ilkelerden biri de  meleklere imandır.  İman edilecek beş melekler; Ameşaspentalar, Yazatalar ve Fravaşiler’dir. Fravaşi (Hinduların Pirti’si) dinin sembolü olarak mezar ve anıtlarda çok kullanılmıştır, Zerdüştilikte koruyucu melek (koruyucu ruh, ata ruhu) olarak geçer. Her canlının hatta cansızların bile bir Fravaşi’si vardır, doğumdan ölüme kadar onu korumakla yükümlüdür. Hatta Ahura Mazda’nın da bir Fravaşi’si vardır, O’nun koruyucu meleği en yüce melektir. Ahura Mazda, Vendidad Fargart 14’de ”Benim Fravaşi’mi yardıma çağır ey Zerdüşt” der.

Fravaşi, Zerdüşt dininin sembolü haline gelmiş bir ikondur. İkonda yaşlı bir pir, Ahura Mazda’yı temsil eden güneşe bakmaktadır. Yaşlı bilge aslında akıl ve iyliğe yönelmektedir. Göğe kalkan sağ el ilahi isteklerde bulunurken, sol el, yasaya bağlılığı temsil etmektedir. İki tarafa açılmış üç parçalı kanat sırayla “iyi düşünce, iyi söz, iyi eylemi” temsil etmektedir. Yaşlı bilge bu üç parçadan oluşan güçle göksel âleme yolculuk eder gibidir. Altta etek kısmında bulunan üç kısım ise sırayla “kötü düşünce, kötü söz, kötü eylemdir.” Ortada bulunan halka, kötü âlemden iyi âleme geçişi temsil eder. Etek kısmının yanlarında bulunan iki kök iyilik ve kötülük karşıtlığıdır.

Zerdüşt Dini’nin Özeti                                                                                                               1. Görünen görünmeyen bütün evreni tek bir tanrı yarattı ,”O Ahura Mazda’dır” demiş.                                                                                                                                        2. Meleklerin varlığını ve bunlara imanı anlatmış.                                                                           3. Yapılacak duaların Ahura Mazda’ya yapılmasını yaymış.                                                           4. Cennet ve cehennemin varlığını, insanların düşünce, söz ve eylemlerinin terazide tartılarak onları cennet ya da cehenneme götüreceğini bildirmiş.                                                                                        5. Hesap günü herkesin Ahura Mazda’nın huzuruna çıkacağını söylemiş.                                                 6. Sırat (Cinvad) köprüsünü haber vermiş.                                                                                             7. İnsanları Aşa (doğruluk) yolundan çevirmeye çalışan, Duruj (yalan ve kötülük)  güçlerinin hep var olmaya devam edeceklerini söyleyerek, seçimi insanın özgür iradesiyle yapacağını  işaret etmiştir. Zerdüştilikten Bize Kalanlar: Dinler tarihine baktığımızda, bütün dinlerin kendilerinden önce olandan etkilenmiş ve kendilerinden sonra gelenleri etkiledikleri görülür. Zerdüştilik de bu etkileşimlerden payına düşeni almıştır. Günümüz dünyasında; doğudan batıya-kuzeyden güneye sadece dinlerde değil, kültür, toplumsal yaşam, mitler, gelenekler ve hatta dillere sızarak varlığını sürdürmektedir. Temelde “doğru yolu” vurgulayan, kozmolojik ve eskatolojik kabulleri olan, iyi-kötü çatışmasını dünya anlayışının merkezine yerleştiren en önemli geleneklerden biri olarak,  Hindistan’da ve İran’da yaşayarak  geçmişten geleceğe doğru yürüyüşünü sürdürmektedir… Büyük Peygamber Zerdüşt’ün soluğunun, antik tapınakların sunaklarındaki küllerini üfleyerek,  süpüreceği günü düşlüyorum, ve her sunak ışıldayarak ateşe dönüşerek, ve yine gök yüzünden karşılık veren alevler, İran dininin bir kez daha olması gerektiği gibi, insan tinlerinin işaret fişeği, dünyanın en büyük dinlerinden biri olarak düşecek.                                                                     Annie BESANT KAYNAKLAR Dünya Dinlerinden Zerdüştlük, Atilla Baysal, EZR Yayıncılık 2020Zerdüşt Dini-Zerdüşt’ün Gataları Üç Unutulmuş Din: Mitraizm, Maniheizm, Mazdaizm-, IrachJ.I. Taraporewala, Avesta Basın Yayın 2002Mit,Kozmoz ve Akıl-Zerdüştlük, Maniheizm, Hırıstıyan Gnostikler ve İslam-, Doç.Dr Hilmi Demir, Sarkaç Yayınları 2011 Avesta Zerdüştlerin Kutsal Metinleri, Mehmet Emin Sular, Ankara Okulu Yayınları 2022 Dinler Tarihi Ansiklopedisi, Eski Dinler Şamaniz ve Musevilik, Ansiklopedi Yayınları 1999Blavatski’den Ormuz ve Ahriman Üzerine Düşünceler, http://www.astroset.com-ezoterizmKadim Din Zerdüştilik(Zerdüştlük, Mecusilik), http://youtu.be/UozLjNOHDsk   https://www.worldhistory.org

Yorumlar

Yorum bırakın